Ezo Gelin-Bilgi

Öykümüzün ilk evresi, Güneydoğu’nun ücra bir sınır köyünde geçer.
Ezo, annesini ve babasını küçük yaşta kaybetmiştir. Çok çocuklu yakın bir akrabasının yanında biraz evlatlık, biraz besleme gibi büyütülür. Oldukça zeki, hırçın, isyankar yaradılışlı bir kızdır. İlkokulu bitirir, belki yakın köydeki ortaokulu da… (Öykünün ilerleyen aşamaları için biraz eğitim görmüş olmasında yarar var). Ancak sıra liseye gelince, onu yetiştiren ailenin olanakları fazlasına elvermez. Zaten en yakın lise, 70 kilometre uzaktaki kasabadadır; Ezo, çifte çubuğa ‘sürülür’. Bu işlerde de oldukça beceriklidir. Traktörün, biçerdöverin tepesinde, ya da kamyonetin direksiyonunda bir erkekten farksızdır. (Ezo’nun bu aşırı gayretkeşliğinde içinde, biraz da ‘besleme’ olmanın getirdiği eziklik ve kendisine ‘sunulanları’ sonuna kadar hak etme dürtüsü vardır.) İşin kötüsü, Ezo aynı zamanda baya da güzel bir kızdır; hiçbir şey yapmasa da, varlığı, köyün erkek dünyasını tatlı hayallere sürüklemeye yeter; iki kişi hariç… Ömer ile Bilal…Onlar, bu hayallerden kendilerine biraz fazlaca pay çıkarırlar. Ömer, hikayenin ‘iyi’ adamı ve Ezo’nun ‘sıkı’ yavuklusudur. Birbirlerini gerçekten çok severler. Şimdilik tek sorun, Ömer’in askerde olması ve Ezo’nun gün saymasıdır. Her ne kadar, “sayılı gün çabuk geçer” dense de, bekleyenler.. bilhassa da aşıklar için zamanın biraz ‘ağır’ yol aldığı bilinen gerçektir.
