Köprü Dizisi 37. Bölüm izle
Köprü Dizisi 37. Bölüm izlemek icin tiklayiniz.. Read more…
Köprü-29. Bölüm Özeti

Terörist Saldırıya Karşı, Bordo Berelilerin Kahramanlık Destanı…Şehitler Toprağa Veriliyor… Erzincan ve Tüm Türkiye Yasta…
Karakol baskını tüm şiddetiyle devam eder, askerler kalabalık militan grubu karşısında çok taraflı ateş altında kalmışlardır. Destek güç karakol sahasına ancak helikopterle ulaşabilir. Bordo bereli Yüzbaşı Akın Zeybek ve timi karakol alanına inerek zor durumdaki askerlerin imdadına koşar ve militan grubunu püskürtmeyi başarır.. Baskının ardından verilen şehitler, terör örgütünün gösterdiği cüret ve askerimize verdirdiği ağır kayıp tüm şehri ve tüm Türkiye’yi bir anda yasa boğar. Her zaman yapıldığı gibi terör lanetlenir, şehitler hak ettikleri gibi o son ve asil yolculuklarına gözyaşları içinde uğurlanır. Şehrin, o şehitlerin ve baskın yiyen karakolun Valisi Faruk Yazıcı keder ve gözyaşının yanında öfkesini de doludizgin yaşamaktadır. Diğer yandan Ali Maruf terörist eyleminin ülke çapında yarattığı etkiden oldukça memnundur. Ali Maruf’un eski karısı ve çocuğunun annesi Sırma ise Ali Maruf’un Erzincan’a dönüşünün ardından kendisine başka bir ev aramaya başlar, adamla karşı karşıya gelmek bile kadını yeterince sarsmıştır.
Vali Faruk Yazıcı, Yüzbaşı Akın Zeybek, Albay ve MİT uzmanlarının toplantısında terör örgütünün Erzincan ve çevresindeki hareketlenmesi, özellikle de kuzeye-Karadeniz’e ulaşmak için izlediği yol tartışılır. Tabii ki bu konuşulanlar giden şehitlerimizi geri getirmeyecektir ancak Erzincan da örgütün önünde kale gibi durmaya devam edecektir ve bordo bereli ekibiyle birlikte Yüzbaşı Akın Zeybek şehirde kalmaya karar verir..
kaynak: startv.com.tr
Köprü 28.Bölüm Fragmani
Köprü-Bilgi

Ayşe Kulin’in aynı adlı kitabından senaryolaştırılan bu hikaye, birkaç yıl önce bir trafik kazasında hayatını kaybeden Vali Recep Yazıcoğlu’nun hayatından yola çıkılarak kaleme alınmıştır.
Hikayemiz, idealist bir valinin (FİKRET YAZICI), merkeziyetçi-bürokratik yapının doğal sonucu olarak ‘soğuttuğu’, birbirinden uzaklaştırdığı, hatta kimi zaman kopardığı devlet-halk ilişkisindeki kısır döngüyü kırma çabası üzerine odaklanır. Bu çabanın görünürdeki somut hedefi ise, yaklaşık otuz yıldır, yukarıda sayılan sebeplerden ötürü bir türlü yapılamayan bir KÖPRÜ’dür. İktidarlar gelip geçer, o yöreden seçilen milletvekilleri, her defasında birbir umutla Ankara’ya gönderilir, içlerinden bakanlar, başbakanlar çıkar. Sayısız, raporlar, projeler hazırlanır, ama köprü ne hikmetse bir türlü yapılamaz. Bu arada hastalar hastaneye yetişemez, çocuklar okuluna gidemez, bazıları Karasu’nun hışmına uğrayıp sulara kapılır, gencecik anneler, karınlarında çocuklarıyla ölür.. isyan feryatları ayyuka yükselir… ve karşılık olarak köprünün ‘zarureti’ üzerine bir rapor daha tutulur.
Vali Fikret Yazıcı, şehre atandıktan kısa bir süre köprü sorununa el atar. Yaşadığı birkaç trajik olay, özellikle Başbağlar katliamı.. nehrin karşı yakasında terör örgütü insanları acımasızca öldürürken, köprüsüzlük yüzünden devletin, o insanların yardımına koşamayışı, zaten inatçı bir yapıya sahip olan Vali için köprüyü, nerdeyse bir ölüm-kalım meselesi haline getirir. Şu cümle beynine ve ruhuna mıh gibi çakılmıştır: “GİDEMEDİĞİN YER SENİN DEĞİLDİR!” aynı sınırlar içinde yer almak, eğer ‘gidemiyorsan’ hiçbir şey ifade etmez! Read more…


